Şenol Koçan - Türk'ün Bitmez Çilesi: Göç

Şenol Koçan

Türk'ün Bitmez Çilesi: Göç

Şenol Koçan

Merhabalar…

Kaldığımız yerden devam edeceğiz ama mevzu ağır…

Üç kıtaya yayılıp hakimiyet sürmüş, yirmi iki milyon kilometre kareden, biri büyük biri küçük iki yarımadaya sığınmış insanlardan bahsedeceğim. Dini, dili, canı ve namusu için kardeşlerinin yanına gelenlerden.

Müstakil insandır Türk. Zaptı kolay değildir. O yüzdendir Orta Asya’dan göçü, yani mesele sırf otlakların bitmesi değil. Bir de Cengiz Han vardır bizim ata yurttan göçmemize neden olan.

Kimi Fars’a varınca biz burada kalalım demiş, kalmış. Kimi gelmiş Anadolu’yu yurt tutmuş. Kimi Karadeniz’in kuzeyinde. Derken Balkanlara yürümüş Türkler. Her ileri hareket peşinden yeni göçü doğurmuş. Ta ki 1683’e kadar. Viyana yenilgisiyle bu sefer geriye göç başlamış.

1683 yılında Viyana’da başlayan 1699 yılında Karlofça’da sona eren Büyük Türk Savaşı sonucunda ilk gerisin geri göçler başladı. Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Podolya, Azak, Mora, Vojvodina kaybedilmişti. 1716-1718 Türk-Avusturya Savaşlarında bu sefer Banat ve şu an ki Sırbistan bölgesi elimizden gitmişti. Her mağlubiyet beraberinde göçü de getirmişti. Asker savaşarak ölür, ama muhacir düşen her gün ölür sözü durumu daha iyi anlatır. 1710-1711 Rus Savaşı’nda ve 1735-1739 Türk- Rus ve Avusturya Savaşlarında durum lehimize gözükse de bu sadece devlete ömür kazandırabilmiştir.

Güneye ve sıcak denizlere inmek isteyen Ruslar, 1710 dan itibaren, sistematik bir şekilde bu politikalarını hayata geçirdi. Ele geçirdiği bölgelerdeki Müslümanları katlederek, göçe zorlayarak, Slav yerleşimciler getirerek önce Yedisan, Canıboyluk, Yedikül, Kuban daha sonra Kırım, Kafkasya ve en sonunda Balkan Müslümanlarını, yollara düşürdü. Osmanlı Türkiye’sinin uğradığı yenilgiler ve toprak kayıpları telafi edilemez bir şekilde ülkenin yıkılmasına zemin hazırlamış oldu.

1768-1774 ve 1787-1792 Türk-Rus Savaşları büyük göç hareketlerini başlatmış oldu. Kırım’ın kaybı ve imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Türkiye’si bütün itibarını ve de kendini koruyabilme kabiliyetini kaybetti. Geri çekilme süreci ile beraber 1800’lere kadar 500.000’e yakın insan Anadolu ve Balkanlar’ın çeşitli yerlerine göç etti.

Fransız İhtilali ile gelişen milliyetçilik akımı ve Osmanlı mahalli idarecilerinin beceriksiz yönetimi sayesinde ardı ardına patlayan Sırp, Yunan, Karadağ, Bulgar isyanları yüzünden 1806-1812 200.000 Müslüman Türk muhacir durumuna düştü. Mora’da tek bir canlı Türk bırakılmadı.

1806-1812 Rus Savaşı’nda Napoleon’un Moskova seferinden ötürü az yara alan Osmanlı Türkiye’si, 1828-1829 Rus Savaşı’nda Yunan bağımsızlığı için savaşan Rusların Edirne’yi işgaline, Yunan devletinin kuruluşuna mani olamadı. Yaşanan bu mağlubiyetler, kaybedilen topraklardaki Müslüman Türk’ü göç yollarına sürükledi. 1853-1856 Kırım Savaşı, Batı’nın desteği ile Rusların 25 sene saldırgan tutum içerisine girememesini ve devletin ömrünü uzatabilme imkanı sağlamışsa da, 1875 Hersek, 1876 Bulgar isyanları ve Türk-Sırp Savaşı sonrasında meydana gelen 93 Harbi denilen 1877-1878 Türk-Rus Savaşı dünya tarihinin kaydettiği en büyük göç olaylarından birinin yaşanmasına neden olmuştur.

II.Abdülhamit idaresine karşı Hürriyet Kahramanlarının yaptıkları darbe ise devletin sonunu getirmeye yetmiştir. 1912-1913 Balkan Faciası Türk tarihinin en acı bozgunudur. Anadolu yarımadasının yarısı büyüklüğündeki Balkan vilayetlerimiz savaşın ilk iki ayında elden çıkmıştır. Üzerine kaybedilen I.Dünya Savaşı ve yaşanılan işgaller sonrası, Allah’ın Türk milletine lütfu olan M.Kemal önderliğindeki bağımsızlık hareketi bugün nefes alabilmemize vesile olmuştur.

Justin McCarthy çok ciddi rakamlar ortaya koydu. 1770-1923 yılları arasında Osmanlı Türkiye’sinde savaşlar sonucu 5 milyondan fazla Müslüman’ın göç etmek zorunda kaldığını rakamlar ve belgelerle açıkladı. Cumhuriyetimizi kuran nüfusun 1924’te 13 milyon olduğunu biliyoruz. Bu sayının nerdeyse yarısının, belki de yarısından da fazlasının savaşlar sonucu göçe zorlananlar olduğunu düşünebiliriz. Osmanlı Türkiye’sinden belirttiğim tarihler arasında ayrılan 1.9 milyon Hristiyan unsur bu sayının dışındadır.

Kardeş devletler Kazan, Sibir, Astrahan ve sonunda Türkistan’ı yutup ceberut gibi karşımıza dikilen Rusların ve Panislavizmin, Türk düşmanı Batı ile ortaklığının sonucudur Türk’ün makus talihi: Göç…

Nerdeydik hatırlayalım..



Kırım

Rusların, Kırım’ı 1771 de işgali ve akabinde ilhakı ile sonuçlanan süreç ile birlikte sadece 1784-1790 arasında 500.000 Kırım Türkü yurdunu terk edip anavatana göç etti. 1806-1812 Türk-Rus savaşından sonra göçler devam etti. 1815-1828 yılları arasında çoğunluğu Eskişehir ve çevresine yapılan yoğun bir göç yaşandı. 1853-1856 Kırım Savaşı sonunda Kırım ve Nogay Türklerinin yeni göç hareketi ile göçmen sayısı 700.000 oldu. Rusların uyguladığı toprakları Ruslaştırma hareketi ile sadece Kırım Türkleri değil, Nogay Türkleri ve Kafkas Türkleri de göç yoluna düşmek zorunda kaldı. 1860-62 yılları arasında 227.627 kişi anavatana göç etti. 1862 de rakam 360.000’e ulaştı. 1874-1877, 93 Harbi (1877-1878) sonrasında da göçler yaşandı. 1890-1891’de Kırım’dan 20.000‘e yakın insan anavatana sığındı. 1871 yılına kadar göçmenler Balkanlarda Vidin, Burgaz (Burgas), Balçık (Balcik), Varna, Mangayla (Mangalia), Köstence (Constanta) ve Trakya’da, Anadolu’da Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Halep, Konya, İzmir ve Sivas çevrelerine yerleşti.



Kafkasya

Ruslar, 1768 yılından itibaren bölgede ilerlemeye başladı. Kafkas Türkleri’nin direnişi galibiyete yeterli olmayınca anavatana ilk göçler başladı. 10.000 kişilik kafilenin ardından 1780-1800 arası 30.000, 1812-1815 arası 15.000, 1829 da 12.000 Türk anavatana göç etti. 1829-1859 bağımsızlık savaşı kaybedilince göçler iyice arttı. 1855-1863 arası 295.000, 1864 yılında Büyük Sürgün ile 1.000.000 insan yollara düştü. Büyük kısmı yollarda ölen bu kafileden 600.000 kişi Trabzon, Samsun, Köstence (Constanta) ve Varna limanlarına geldi. Balkanlarda Niş (Nis), Piriştine (Pristine), Edirne, İslimye (Sliven), Vidin (Vidin), Sofya (Sofia), Berkofça (Berkovitsa), Ziştovi (Svistov), Niğbolu (Nikopol), Lofça (Lovech) çevrelerine 175.000 göçmen iskan edildi. Anadolu’da Amasya, Adana, Adapazarı, Bursa, Çankırı, İçel, İzmit, Konya, Sivas ve Tokat’a, ayrıca Halep, Şam, Amman ve Kıbrıs’a iskanlar gerçekleştirildi. 1877-1878 yani 93 Harbi sonrasında 500.000 insan daha Anadolu’ya göç etti. 110.000 kadarı Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’e yerleşti. Ayrıca 1886 yılında 4.000 kişilik kafilede İzmit’e yerleştirildi.

1800 yılından itibaren Azerbaycan bölgesinden Anadolu’ya irili ufaklı kafilelerle başlayan göçler, 1812-1815 arası 7.000, 1829 da 9.000, 1860 da 18.000 kişilik kafilelere dönüştü. 1860 yılında gelenler Kars, Iğdır ve Ardahan’a yerleştirildi. 1918-1920 arasında McCarthy’e göre 220.000 Türk Doğu Anadolu’ya sığındı.



Yunanistan

1820 yılında başlayan Yunan isyanı ve medeni Batı’nın yardımıyla kurulan Yunan devleti topraklarından canını kurtarabilenler anavatana sığındı. 1864 yılında Girit’te başlayan bir başka isyan ise adadan 60.000 Türk’ün göç etmesine neden oldu. Başta İzmir ve İstanbul olmak üzere Anadolu’ya iskan edildi gelenler. 1899 yılında Girit’ten İzmir’e gelenlerin sayısı 20.000’i aşmıştı. Lozan Antlaşmasından sonra 1923-1933 arasında 384.000 Türk, anavatana geldi. DİE ise gelenlerin sayısını 456.729 gösterir. McCarthy 1922-1923 arasındaki gelen göçmen sayısını 480.000 olarak belirtir. 1934-1960 arası 23.788 Türk, 1960-1970 arası 2.081 Türk, 1970-1980 arası 18.000 Türk anavatana yerleşti.



Bulgaristan

Türk-Rus savaşlarında özellikle Edirne’nin ilk kez işgal edildiği   1828-1829 savaşında bundan cesaret alan Bulgarların, Ruslardan gördüğü destekle başlattığı Türklere karşı saldırı hareketleri, 30.000 Türk’ü göç etmek zorunda bıraktı. 1876 Bulgar İsyanında ve Türk tarihinin Balkan savaşı ile birlikte en büyük bozgunlarından biri olan 93 Harbinde (1877-1878) 200.000 Türk, Trakya’ya, 300.000 Türk Batı Anadolu’ya, 75.000 Türk Halep ve Şam’a, 25.000 Adana’ya, 10.000 Konya ve Kastamonu’ya, 10.000 Türk de Kıbrıs’a, 5.000 er kişi Sivas, Amasya ve Diyarbakır’a, 500 Türk de Cezayir’e iskan edildi. 1885-1923 arası 500.000 e yakın Türk, anavatana sığındı. 1913 Mübadelesindeki rakam ise 48.570 Türk idi. 1923-1939 arası 198.688 Türk’ün 101.507 ‘i 1923-1933 arası geldi. 1934-1960 arası 272.971 Türk (1935-1940 arası 95.964 Türk, 1941-1949 arası 14.390 Türk, 1950-1951 arası 154.393 Türk), 1960-1970 arası 13.125 Türk anavatana sığındı. 1969-1978 arası gelen göçmen sayısını Bilal Şimşir 130.000 olarak belirtir.1984 yılında başlayan Türklere karşı asimile çalışmaları ve şiddet eylemleri sonunda direnenlerin birçoğu sınır dışı edildi. 1989 yılında 320.000 Türk, 1989-1990 yılları arasında toplam 345.960 Türk, Türkiye’ye geldi.



Eski Yugoslavya

1804’te Sırp isyanı ile başlayan süreçte Semendire/Smederevo bölgesindeki Türkler, katliamdan Bosna vilayetine kaçarak kurtulmaya çalıştı. 1806-1812 Türk-Rus savaşında Türkleri arkadan vurma ile görevli Sırplar yüzünden bölgedeki Türkler, Manastır (Bitola), Üsküp (Skopje) ve Kosova bölgesine sığındı. 1826 Akkerman (Bilhorod) Antlaşması ile 150.000 Türk daha bölgeden çıkarıldı. 15.000 kadarı Sakarya nehri çevresine iskan edildi. Avusturya’nın Bosna-Hersek’i işgali ile 1882-1900 arası 120.000 Türk Osmanlı Türkiye’sine göç etti. 1908-1923 arası 300.000 Türk, 1923-1933 arası 108.179 Türk, rejim değişikliği ile beraber 1934-1960 arası 160.922 Türk, (1950-1958 arası 104.372 Türk, Şerafeddin Yücelden’e göre 1950-1967 arası 175.392 Türk gelmiştir.) 1960-1970 arası 43.573 Türk anavatana geldi. 1992 sonrası 20.000 Türk, Bosna’dan, savaştan kaçarak geldi. 1999’da Kosova savaşı nedeni ile anavatana yeni bir göç hareketi devam etti.



Romanya

Kırım’ın işgalinden sonra Türk toprağı olan Dobruca bölgesine yerleşen on binlerce Türk 1806-1812 Türk-Rus savaşında Akkerman, Bender ve İsmail’den Dobruca’nın güneyine ve Anadolu’ya göç etti. 93 Harbi ile Rumenlere verilen Dobruca’dan savaş sonunda 90.000 Türk anavatana göç etti. 1883 yılında Rumen ordusuna asker yazılmamak için yeni bir göç hareketi daha başladı. 1899 yılındaki kıtlık sonucu Tulça (Tulcea) ve Köstence’den (Constanta) Anadolu’ya yeniden göçler başladı. Rumen hükümetinin bölgeye Ulahları yerleştirmeye başlaması ve Ulahların şiddet hareketleri ile 1923-1933 arası 33.582 Türk, 1934 yılında 15.321 Türk, 1935-1939 arası 64.570 Türk (1935’de 28.557, 1936’da 31.945 Türk) anavatana göç etti. Toplamda 1923-1938 arası toplamda 113.710 Türk, Romanya’dan Türkiye’ye geldi. 1939 yılında Güney Dobruca Bulgarlara bırakıldı. Buradaki 8.000 Türk 1952 yılında Türkiye’ye gönderildi. 1934-1960 arası toplam 87.476 (1939-1960 arası 7.631 Türk), 1960-70 arası 271 Türk anavatana geldi. 1991’den sonra 15.000 civarında Türk’ün turist olarak geldiği belirtilmektedir.



Kıbrıs

1878 yılında ada, İngiltere’ye kiralanınca 1570 yılından beri bölgede yaşayan Türk nüfus yavaş yavaş anavatan göç etmeye başladı. 15.000 kişilik Türk kafilesi, 1878-1922 arası geldi. Lozan’da İngilizlere ada terk edilince 24.000 kişi daha anavatana göç etti. Çoğunluğu İzmir, Ankara ve İstanbul yerleşen Kıbrıs Türklerinin sayısı 70.000’e ulaştı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar EOKA terörü nedeniyle anavatana göç bir hayli arttı. Ama çok şükür bugün bağımsız bir Türk devleti olarak, Türk olduğu için tanınmıyor olsa bile KKTC dünya sahnesindedir.



Doğu Türkistan

Çin zulmü ile dünyada yapayalnız olan Uygur Türklerinden bir grup, 1949 yılında 7.000 kişilik bir kafile ile Türkiye’ye gelmek için yola çıktı. Ama sadece 852 kişi 1953 yılında Türkiye’ye gelebildi. Adana, Konya, Kayseri, Niğde ve Salihli’ye iskan edildi. 1934-1960 arası 2.128 Türk, 1960-1970 arası 169 Türk, Türkiye’ye gelebildi.

Bu saydıklarım dede yadigarı toprağından kopup gelen Evlad-ı Fatihandır. 300 senelik bir yaradır bu Türk’ün kalbinde. Bu yüzden dede yurdudur hala Balkanlar, Kırım, Kuban, Kafkaslar.

Hamdolsun ki, 1923 yılında küllerimizden yeniden doğduk. O tarihte sömürge veya himaye altında olmayan hiçbir Müslüman devlet yok idi. Tek bağımsız Müslüman devlet biz idik. O yüzden örnek idik. Eğer bağımsızlığımızı kazanamamış olsaydık, şu an ne olurdu biliyor muyuz acaba?

Batı Trakya’da, Rodos’ta, Rodoplar’da, Dobruca’da, Deliorman’da, Makedonya’da, Kosova’da, Bosna’da, Kıbrıs’ta, Halep’te, Hama’da Humus’ta, Erbil’de, Musul’da, Kerkük’te hatta Azerbaycan’da, Kafkaslar’da, Türkistan’da, hiçbirini umursamıyorsanız en önemlisi Doğu Trakya ve Anadolu’da yani bugünkü vatan topraklarında Türk’üm diyebilen bir topluluk kalmamış olacaktı. Ya ortadan kaldırıp imha edilmiş ya da başka adlar altında yaşıyor olacaktık. Üstte belirttiğim bölgelerde hala Türkler yaşabiliyor ise o devletlerin merhametinden değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin asaletinden ve cesaretindendir. O yüzden her Türk, bu toprağın değerini bilsin. Özgürce yaşama hakkı verilen bu topraklar için ceddine dua etsin. Kulağına okunan ezan ile başlayan hayatını, okunacak selası ile son bulacağını ve gömülecek bir toprağı olacağı için şükretsin.

Merhum Rauf Denktaş’ın dediği gibi ’’Devletsiz kalmayanlar devlet kurmanın anlamını bilmezler.’’

Sonuç olarak, tek bildiğim, başka hiçbir milletin bu kadar derin acılarının olmadığıdır. Aksine, katliamlara, sürgünlere tabi tutulmuş bir millet olarak soykırım suçlusu ilan edilmekteyiz. Yalaklık boyutunda hayranı olduğumuz medeni Batı’nın Müslüman Türk’e biçtiği değer işte budur; katledilmek veya toprağından defedilmektir. İnandıkları uğruna neyi varsa bırakıp, canını kurtarıp kardeşinin yanına gelebilen ve dik duran Türk’ü anlattım. Devamında da suçu sadece Müslüman Türk olup, medeni Hristiyan Avrupa’nın kör bıçağıyla şehit edilip gelemeyenleri anlatacağım.

Birbirinize sarılmayı unutmayın…




Kaynaklar

H.Yıldırım Ağanoğlu, Balkanların Makus Talihi: Göç

Justin McCarthy, Ölüm ve Sürgün

Yusuf Halaçoğlu, 18.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin İskanı

A.Cevat Eren, Türkiye’de Göç ve Göçmen Meseleleri

Süleyman Beyoğlu, Girit Göçmenleri (1824-1924)

Kemal Karpat, Osmanlı’dan Günümüze Etnik Yapılanma ve Göçler

Bilal N.Şimşir, Bulgaristan Türkleri

Şerafeddin Yücelden, Yugoslavya’dan Sessiz Türk Göçü

Şenol Koçan Köşe Yazıları



çorlu haber üyelik işlemleri
köşe yazarları
Mehmet Bozdağ Hesap Köprüsü

Mehmet Bozdağ

Abdullah Gürman Şikayetim Var!

Abdullah Gürman

Çorlu Web Tasarım Çorlu Havalandırma Sistemleri Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Kanal Açma Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Halı Yıkama Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Ev Temizliği Çorlu Halı Yıkama Bölme Duvar Sistemleri Çorlu Hukuk Bürosu Çorlu Hukuk Bürosu Çorlu Cam Balkon Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Kreş ve Anaokulu Evden Eve Nakliyat Yanma Davranımı Test Cihazları Çorlu Matematik Kursu Çorlu Kompresör