Murat Sevgi - Yönetememenin Türkçesi

Murat Sevgi

Yönetememenin Türkçesi

Murat Sevgi

            Bu kadar çok insana her geçen gün doğan binlercesi eklenirken; dünya yüzeyini tümüyle insanlarla kaplamayı amaçlayan siyasi söylemler ağızlarda SAKIZ olmuşken; eğer, kurtarılması gereken bir “insanlıktan” söz edilecekse; bunu ancak BİLİM ve TEKNOLOJİ ile kurtarabiliriz. Çünkü DOĞA böyle bir çarpıklığa İZİN VERMEZ!

 

- - - - - -

 

            Her işe, sebep-sonuç ilişkisi ile bakılan günümüzde bir çok ilişkinin ‘sömürü’ temasını amaçlarında barındırdığı görülmektedir. Yapılan iyilikler karşınsında bile hemen sevinmemek gerektiğini düşünmek, bir paranoya hali değildir. Eskiler, boşuna “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” dememişler… Demek ki, hediye gelen tavuklar, belki de sahip olduğumuz kazların elimizden gitmesine neden olabilir! Kaz ve tavukları bir kenara bırakıp biraz da ineklere göz atalım: “İneğin, önüne koyulan ota şükredip sevinmesinin anlamı yoktur! Asıl, sütünün gelmesine şükretmesi gerekir. Çünkü sütü kesilen ineğin ETİNDEN başka verecek bir şeyi kalmaz!” … (Bu kadar “siyaset” yeter deyip konuyu kapatıyorum)

* * *

 

NİNNİLER HEP “HOŞ” SÖYLER:

            Bu 'gelişmekte olan ülke' geyiği kadar saçma bir şey daha yok! Ya “gelişmiş ülke” olursun ya da “geri kalmış ülke” olur, sömürülürsün! Bu ikisinin arası yok! Birini ineklere, diğerini insanlara benzetebilirsiniz... İnsanların ineklere ot vermesi de inekleri sevdiğinden değil; ya SÜTÜNÜ, ya da ETİNİ sevdiğindendir! Hiçbir gelişmiş ülke, (bizim gibi) geri kalmış 'büyük' bir ülkeyi geri kalmışlar liginden çıkaracak BİLİM ve TEKNOLOJİ yatırımlarına yönlendirmez! Eğer geri kalmışlar liginde koşturuyorsak, TÜKETİM TOPLUMUNUN en kalabalık PAZARI olarak semirir dururuz... Bunu da, süt veren iri çok iri bir ineğe benzetebilirsiniz... Hayatta kalmamızın, daha doğrusu ‘canlı tutulmamızın’ tek bir nedeni vardır: Bol süt veriyor olmamız!

* * *

 

BÖYLE TEKNOLOJİ TRASFERİ OLMAZ!

            Yüzlerce milyon dolar parayı bastırıp 48 metre uzunluğunda bir makine satın alacaksınız, o makinenin ürettiği yüksek teknoloji ürününü elinize alıp “Türkiye falan filan teknolojisine sahiptir” diyeceksiniz. Sonra iyice koltuklarınız kabaracak! Havanız öyle artacak ki size o tezgahı satan firmaya bile posta koyacaksınız... Tezgahı size satan firma ile sözleşmenizi yenileme gereği duymayacaksınız. Teknik sorunlar yüzünden tezgah üretim yapamaz hale gelince de; “falan filanı üretmek ekonomik değildi, vazgeçtik!” diyeceksiniz... Herkesin de bu hikayeyi yemesini bekleyeceksiniz.

            Kusura bakmayın ama kimseye yediremezsiniz! YE-MEZ-LER!

* * *

 

AMERİKAYI TEKRAR KEŞFETMEME TAKINTISI:

            Burada üzücü olan bir konu da yıllardır, “gelin teknolojiyi Türkiye’de üretelim” diyenlere burun kıvırıp, “Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok!” diyen ve umutlarını söndüren, heveslerini kurutanların kendi yaptıklarının söyledikleri ile ÇELİŞKİ içerisinde olmasıdır. Bu kişiler ortadaki çelişkiyi fark edemeyecek kadar APTAL olmayacağına göre (dilerim aptal değillerdir) ortaya çok daha acı bir durum çıkıyor: “Bilim ve teknoloji stratejilerinin topal bırakılmasında KASIT aranmalıdır!” Böyle bir şey mevcutsa, bundan daha büyük bir ihanet olabilir mi?

            “Haydi yerli otomobil üretelim..”

            Otomotiv gibi ikincil teknolojilerden önce ELEKTRONİK teknolojisini 20-25 YIL ZARAR etmek pahasına kurmamız gerekiyor. İthal yarıiletkenler kullanarak MİLLİ TEKNOLOJİ filan olmaz! (Bakın burası önemli!) Bir daha söyleyeyim de anlamayan kalmasın:

            “İthal yarıiletkenler kullanarak MİLLİ TEKNOLOJİ filan olmaz, olamaz!”

* * *

 

            Elektronik, bu gün, Türkiye gibi TEKNOLOJİDE HIZLA İLERLEMEK ZORUNDA OLAN BİR ÜLKE İÇİN bir numaralı sektördür! Yazılım da ayrı bir mecra gibi görünse de aslında elektroniğin bir alt koludur. Önümüzde Hindistan ve Yeni Zelanda gibi örnekler varken, ülke imkanlarını sömüren, kirleten ve dışa bağımlılığa sürükleyen sektörlere ISRARLA stratejik demek cahillik filan değildir!

            Bizzat KASIT ARAMAK gerekir!

* * *

 

            Bir mühendislik merkezi; çalışma sürecinde, ürettiklerini tanımlarken İCAT ve MUCİT içermedikçe PEK BİR KATKI SAĞLAMAZ!

            Kurumlar, bu tür merkezleri MUCİTLERE teknik imkanlar sunmak ve bu imkanların ve donanımların yardımı ile İCATLAR elde etmesini sağlamak için açar! AR/GE Laboratuvarı ile tasarım merkezinin arasında çok büyük fark vardır. Bu farkı hattat ile fotokopici arasındaki farka benzete bilirsin.

            Hattatın eserine paha biçilemez. Fotokopi ise 10 kuruşa çekilen basit bir şeydir... Bir de İnovasyon Laboratuvarı diye bir şey var. Onun da yeri fotokopiciden iyidir ama hattatlık ile ilgisi yoktur!

            Bir anlam hatası da şudur: AR/GE diye kurulan, bazı kurumlar tarafından "HİBE" ve "DESTEK" ile ödüllendirilen bir çok laboratuvar AR/GE yerine ÜR/GE hizmeti verir...

            ÜR/GE nedir: Ürün Geliştirme!

 

            Teknoloji ile üretilemeyecek tek şey sevgidir. Mutlaka ‘insan’ gerekir.

            Hep sevgi ile kalın.

 

            Murat SEVGİ

            http://twitter.com/muratsevgi

Murat Sevgi Köşe Yazıları



çorlu haber üyelik işlemleri
köşe yazarları
Mehmet Bozdağ Hesap Köprüsü

Mehmet Bozdağ

Abdullah Gürman Şikayetim Var!

Abdullah Gürman

Çorlu Web Tasarım Çorlu Havalandırma Sistemleri Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Kanal Açma Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Halı Yıkama Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Ev Temizliği Çorlu Halı Yıkama Bölme Duvar Sistemleri Çorlu Hukuk Bürosu Çorlu Hukuk Bürosu Çorlu Cam Balkon Çorlu Evden Eve Nakliyat Çorlu Evden Eve Nakliyat